:::::::::::::::

SiTeMiZe Hoooş GeLDiNiZ LüTFeN '''''üYe oLuNuZ''''''
 
AnasayfaSSSÜye ListesiKullanıcı GruplarıAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 hanlar ve var oluş sebebi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
BİNBAŞI
BİNBAŞI
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 1026
Yaş : 27
Nerden : diyarbakır
İş/Hobiler : çalış
Lakap : liseli
Points : 69
Kayıt tarihi : 05/10/07

MesajKonu: hanlar ve var oluş sebebi   Cuma Ekim 05, 2007 6:09 pm

KERVAN SARAY NEDİR NİÇİN VARDIRLAR
Kervansaray kervanların ticâret yolları üzerindeki konak yeri.
Devlet veya hayırsever kişiler tarafından kurulan bu muhkem binalarda kervan ihtiyaçları ücretsiz karşılanırdı. Bunlar, bir şehir içinde olurlarsa, han adını alırdı.
İslamiyetin yayılış dönemlerinde askeri maksatla ve sınır emniyetini korumak için kurulan ribatlar, sonraki devirlerde ticari maksatla kullanıldı ve bu binalara, kervansaray adı verildi. Türklerin Müslüman olmasından sonra, genişleyen İslam toprakları üzerinde ortaya çıkan kervansaraylar, Selçuklular zamanında en gelişmiş şeklini aldı. Anadolu'da bulunan çeşitli ticaret yolları üzerinde yüze yakın kervansaray yapıldı.
Uzaktan bakılınca bir kale gibi görünen, içlerine girildiği zaman kervan kafilelerinin her türlü ihtiyaçlarını karşılayacak bir teşkilata sahib olan bu binalar, Selçuklu sultanları ve yüksek devlet görevlileri tarafından büyük ticaret yolları üzerinde her menzil için, yani 30-40 kilometrelik mesafede bir yaptırılmışlardı. Müslüman doğu ve Hıristiyan batı ülkeleri arasında bir köprü vazifesini gören Anadolu toprakları üzerine, İkinci Kılıç Arslan, Birinci Gıyaseddin Keyhüsrev, Birinci İzzeddin Keykavus ve Birinci Alaeddin Keykubad gibi iktisadi ve ticari hayatın önemini bilen Selçuklu sultanları; Antalya ve Sinop gibi giriş ve çıkış limanlarıyla önemli ticaret merkezlerini birbirine bağlayan ticaret yolları üzerinde büyük kervansaraylar kurdular. Bu merkezlere yerleştirdikleri tüccarlara her türlü yardımda bulundular.
Anadolu'ya gelen yabancı tüccarlara da büyük kolaylıklar gösterdiler. Yollarda herhangi bir şekilde zarar gören, soyguna uğrayan ve malları denizde batan tüccarların zararlarını devlet hazinesinden tazmin ederek, bir nevi devlet sigortası kurduları. Antalya ve Alanya'dan (Alaiyye) başlayıp Isparta, Konya, Aksaray, Kayseri, Sivas, Erzincan ve Erzurum gibi büyük merkezlerden geçerek İran ve Türkistan'a ulaşan doğu-batı istikametindeki yol üzerinde; Konya-Akşehir istikametinden İstanbul'a ve Batı Anadolu vadilerine ulaşan yol üzerinde; Konya, Ankara, Çankırı, Kastamonu, Durağan, Sinop istikametindeki ve Sivas, Tokat, Amasya, Merzifon, Samsun hattıyla Sinop'a ulaşan güney-kuzey ve Elbistan, Malatya, Diyarbakır üzerinden Irak'a giden yollar üzerinde pek çok kervansaray yaptırdılar.
Selçuklular zamanında Anadolu'da kurulan yol güzergahları, Osmanlılar zamanında değişti. Bunun sonucu olarak bazı yerler ticari merkez olma durumunu kaybettiler.
Zaten Ümit Burnu yolunun bulunması ile Hindistan'a ulaşan ticaret yolunun ağırlık merkezi de Atlas Okyanusuna kaymıştı. Anadolu'da ticaretin önemini kaybetmesi üzerine, Selçuklular zamanındaki kervan yolları da ıssızlaştı. Mesela Osmanlı Devletine başşehir olan İstanbul'u, Suriye ve Irak'a bağlayan yol, Konya-Adana istikametini takib ettiği için, Antalya'dan Sivas'a veya Elbistan'dan Kayseri ve Sivas'a giden yollar, bu şehirleri birbirine bağlayan tali yol durumuna düştü. Bu yollar üzerinde bulunan kervansaraylar da ister istemez eski önemini kaybetti. Fakat yeni yol güzergahlarının ortaya çıkması üzerine Osmanlılar da, kervansaray yapımına devam ettiler. İstanbul'u, Suriye üzerinden Mekke ve Medine'ye bağlayan yol üzerinde hac farizasını ifa etmek için giden hacıların her türlü ihtiyaçlarını karşılamak üzere kervansaraylar kurdular.
Zengin ticari malları taşıyan kervanlar için hudut civarında düşman çapulcularından, içeride göçebe ve eşkıya baskınlarından koruyacak emniyetli konak yerleri sağlamak ve yolcuların kondukları ve geceledikleri yerlerde her türlü ihtiyaçlarını temin etmek maksadıyla kurulan kervansaraylarda; yatakhane ve aşhaneler, erzak ambarları, ticari eşya depoları, yolcuların hayvanları için ahırlar, samanlıklar, yolcuların namaz kılmaları için mescidler, kütüphaneler, misafirlerin yıkanması için hamamlar, abdest almaları için şadırvanlar, tedavileri için hastahane ve eczahaneler, ayakkabılarının tamiri ve fakir yolculara yenisinin yapılması için ayakkabıcılar, hayvanları nallamak için nalbantlar, bu teşkilat ve tesisleri idare edecek, gelir ve gider hesaplarını yapacak divan (büro) ve memurları vardı.
Umumiyetle Selçuklu sultanları ve devlet adamları tarafından yaptırılan bu muazzam kervansarayların hepsi vakıftı. Maddi büyüklükleri ve teşkilatları nisbetinde zengin gelir kaynaklarına da sahiptiler.
Bu suretle kervansaraylara inen ve konaklayan tüccar ve her türlü yolcu, zengin fakir; Müslüman gayri müslim kim olursa olsun, orada her türlü ihtiyacını ücretsiz olarak görebilirdi.
Kervansaraylarda hasta yolcular, sıhhat buluncaya kadar tedavi edilir, hayvanlarının tedavisi de baytar (veteriner) tarafından yapılır ve tedavi masrafları vakıf tarafından karşılanırdı. Fakir hastalar, öldüğü takdirde kefen masrafları da vakıf gelirlerinden ödenirdi.
Büyük ve muhkem binalar olan kervansaraylarda akşam olunca kapılar sıkıca kapatılır, vazifeliler tarafından kandiller yakılırdı. Kapı kapandıktan sonra hiç kimse dışarıya çıkarılmaz, fakat dışarıdan gelenler içeriye alınırdı. Şafak atınca davullar çalınır, herkes uyandıktan sonra hancılar; Ey ümmet-i Muhammed! Malınız, canınız, elbiseleriniz ve atınız tamam mı? diye sorarlar, herkes; Tamamdır. Allahü teala hayır sahibine rahmet eylesin. diyerek kervansarayı vakf edene dua ederlerdi. Herkes gerekli yol hazırlıklarını yaptıktan sonra kapılar açılır, misafirlere; Gafil gitmeyin, herkesi arkadaş etmeyin, yürüyün, Allah asan (kolay) getire. diye dua ve nasihatte bulunduktan sonra kervanlar uğurlanırdı.
Sulh zamanında ticari maksatlar için kullanılan kervansaraylar, harb zamanında o belde ahalisinin düşman hücumundan korunmak için sığındığı veya sefer esnasında ordunun konakladığı müstahkem yer olarak da kullanılırdı. Bilhassa hudut boylarına yakın kervansaraylar, hudut kalesi vazifesini görürdü. Aksaray yakınındaki Sultan Hanı, 20.000 askerle kuşatan bir Moğol komutanına iki ay dayanacak ve alınamayacak ölçüde muhkem idi.
İslam dininin misafirperverliğe ve hayırseverliğe verdiği ehemmiyet sonucu, ortaya çıkan kervansarayların bir benzeri, ortaçağ Avrupasında olmadığı gibi, düşüncesi bile mevcut değildi. İslam tarihinin önceki devirlerinde olduğu gibi, Osmanlılarda da bu güzel ve faydalı eserler uzun bir zaman halkın hizmetinde kullanıldılar.




TÜRKİYEDEKİ KERVAN SARAYLAR
AFYON-ÇAY-TAŞHAN:Taş Medresenin doğu cephesinin karşısında bulunan Taşhan (Ebul Mücahit Yusuf Hanı), kitabesine göre III. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında, Ebul Mücahit Yusuf Bin Yakup tarafından Taş Medresenin Mimarı Oğul Bey Bin Muhammed'e 677 H. (1278 M.) yılında yaptırılmıştır.
Günümüzde kapalı bölümü ayakta kalan hanın avlusu da bulunmaktaydı. Kare planlı kapalı bölümün tam ortasında kubbeli bir kısım vardır. Kubbede tuğla kullanılmıştır. İç mekandan kesme taştan yapılmış ayakları birleştiren kemerler üzerindeki üst örtüyü oluşturan tonozlar moloz taştır.
Hanın üzeri toprak dam ile örtülüdür.
Moloz taştan inşa edilmiş olan hanın portali ise kesme taştan inşa edilmiştir.
AKSARAY SULTAN HANI:Aksaray-Konya karayolu üzerinde bulunan Sultanhanı Selçuklu Sultanı"Alaaddin Keykubat" tarafından H.626-M1229 tarihinde inşa ettirilmiştir. İnşa ettirildiği tarihten kısa bir süre sonra yanmış. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında mütevelli Seraceddin Bin Ahmet Bin El Hasan tarafından onarılmıştır.
İpek yolu üzerinde bulunan, kervanların güvenli bir şekilde konaklamasını sağlayan kervansaray Türkiye'deki örneklerin en büyüğüdür. Zaman zaman Moğol istilasına karşı Selçuklular tarafından kale amaçlı kullanılmıştır.
Han kışlık ve yazlık olmak üzere açık ve kapalı iki kısımdan oluşmaktadır. Hana doğu cephesinde muhteşem bir portalden girilir. İnce bir işçiliğe ve anıtsal bir görünüme sahip olan yapıda, kapalı kısma girişi sağlayan portal daha sadedir. İleri taşan mermer portal ve köşelerdeki kulelerle 50 metre genişliğindeki cephe abidevi bir görünüştedir.
Açık avlunun ortasında bulunan köşk mescid dört kemer üzerine oturtulmuştur.
Avlu kapısındaki kitabesine göre binanın mimari Muhammed Bin Havlan El-Dimaskı'dır.
ADANA-CEYHAN-KURTKULAĞI KERVANSARAYI:Kervansaray 17. yüzyılda Hüseyin Paşa tarafından yaptırılmıştır. Yapı daha sonra Mimar başı Mehmet Ağa tarafından onarılmıştır.
Yapı 45.75x23.60 m. boyutlarında enine dikdörtgen planlıdır. İçte iki sıra halinde uzanan ayaklar birbirine sivri kemerle bağlanmıştır. Ayaklar ve sivri kemerler de yapının üzerini örten beşik tonozları taşımaktadır. Duvarlar yonu taşı kaplıdır. Duvarlar kuzey ve güney cephelerde payandalarla desteklenmiştir. Yapının giriş kapısı doğu cephede yer almaktadır.
AFYON-İHSANİYE-DÖĞER KERVANSARAYI:Döğer kervansarayı 15. yüzyılda Sultan II. Murat döneminde inşa edilmiştir.Yapı enine dikdörtgen planlıdır. Toplam uzunluğu 56.50.m.dir. Bitişik iki ayrı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm iki katlıdır. Duvarlar yonu taşı kaplıdır. Uzun duvarlara bitişik ayaklar birbirine kemerlerle bağlanmış ve üzerleri çapraz tonozlarla örtülüdür. İkinci katta yer alan odalar kubbe ile örtülüdür. Bu odalardan biri mescit olarak düzenlenmiştir. İkinci bölüm tek katlı ve duvarlar moloz taş örgülüdür. İçte yer alan dört ayak birbirlerine kemerle bağlanmış ve üzerleri beşik tonozla örtülüdür.
KAYSERİ-BÜNYAN-KARADAYI KÖYÜ-KARATAY HAN:kervansaray 1240-41 yılında Selçuklu devlet adamlarından Cemalettin Karatay tarafından yaptırılmıştır. Yapı yazlık ve kışlık bölümlerinden oluşmaktadır. Yazlık kısmı avluludur. Kışlık kısmının üzeri tamamen kapalıdır.
Yazlık kısmının cepheden dışa taşkın taç kapısı geometrik, bitkisel motifli bordürler, insan ve hayvan tasvirleri ile dikkat çekmektedir. Yazlık kısmında mescit ve hamam gibi bölümler yer almaktadır. Kışlık kısmı enine yedi neflidir. Neflerin üzeri beşik tonoz örtülüdür. Orta nefin merkezine piramidal külah örtülü kubbe yerleştirilmiştir. Yapının duvarları yonu taş kaplı, duvarlar dıştan payandalarla desteklenmiştir.
KASTAMONU-MERKEZ-KURŞUNLU (İSMAİL BEY) HANI:Han Candaroğlu Beyi İsmail Bey tarafından 1460 yılında yaptırılmıştır. Yapı iki katlı ve avluludur. Avlusu 19x19 m. boyutlarındadır. İçte iki katta toplam 51 oda bulunmaktadır. Odaların önünde revaklar yer almaktadır. Han dış cephesinde 11 adet dükkan yer almaktadır. Yapının iç duvarları yonu taşı, dış duvarları moloz taş kaplıdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://ogrenciyiz.forumo.biz
 
hanlar ve var oluş sebebi
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» OLAY ÇEVRESİNDE OLUŞAN EDEBİ METİNLER
» Kelebekler....
» Vücudumuzda Hiç Ağrı Hissetmeseydik

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
::::::::::::::: :: ÖĞRENCİ FORMU :: DERSLER :: cografya-
Buraya geçin: